İstanbul Müftülüğü Ziyaretler
Danimarkalı Papaz ve Araştırmacılardan Oluşan Dinler Arası Dialog Platformu Üyeleri İstanbul Müftülüğü’nü Ziyaret Etti
Danimarka Dinler arası Diyalog Platformu üyeleri Türkiye’yi ve İslam toplumunu daha yakından tanımak için İstanbul Müftülüğünü ziyaret etti.
Papaz ve araştırmacılardan oluşan Platform üyeleri İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa ÇAĞRICI ile görüştü.
Heyet “bizim Danimarka’da kilisede en çok tartıştığımız konulardan birisi; biz Müslümanlarla beraber ibadet edebilir miyiz konusudur siz bu konuda ne düşünüyorsunuz” diye sordu.
Bu soruya Prof. Dr. Mustafa ÇAĞRICI şöyle yanıt verdi:“Öncelikle dinler arası diyalogdan ziyade din adamları arasında diyalog tabirini kullanmak daha doğru olacaktır. Çünkü amacımız dinleri birleştirmek değildir. Her dinin kuralları vardır, biraz ondan alarak biraz bundan alarak yeni bir din yapamayız. Dinin sahibi Allah’tır. Allah kimseye dine kural koyma veya kaldırma yetkisi vermemiştir. Hiç kimse dini değiştirme veya başka bir dinle birleştirme hakkına sahip değildir. Zaten birleştirilmiş tek bir din ütopyadır. Olacak şey değildir. Dinlerin birleşmesi söz konusu olamaz. Bu insan fıtratına da zıttır. Kuran-ı Kerim Nahl Suresi 93. Ayet-i Kerime’de “Allah dileseydi sizin hepinizi bir tek (din üzere) ümmet yapardı. Lâkin O, dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir” buyurulmaktadır. Bu bize gösteriyor ki insanları tornadan çıkmış gibi tek bir model yapamazsınız. Fakat nasıl ki iki birey kendi karakterlerini koruyarak arkadaş olabiliyorlarsa öylede din mensupları da kendi inançlarına ve esaslarına sadık kalarak barış içinde bir arada olabilirler. İslam’ın sabit ibadetleri değiştirilemez. Ama Hıristiyan birisi camide dua edebileceği gibi bir Müslüman da kilisede dua edebilir. Hz. Peygamber (s.a.v.) kendisine gelen Necranlı Hıristiyan grubun mescitde dua etmesine müsaade etmiştir.Heyet “Dünyada Hıristiyan ve Müslümanları bekleyen ne gibi zorluklar vardır, tedbirimizi alıp onları engelleyelim” şeklinde sordu.Cevap olarak Prof. Dr. Mustafa ÇAĞRICI şöyle dedi:Bilim ve teknoloji insanların maddi hayatını rahatlatmaya yarayan bir araçtır. En büyük endişem Bilim ve Teknoloji’nin insanlığın hayrına yerine bazı kimselerin hırsları doğrultusunda insanlığın zararına kullanılmasıdır. Kanaatime göre en büyük tehlike budur. Kuran-ı Kerim’in, Hz. Muhammed (s.a.v.) gelen ilk ayeti “Yaradan Rabbinin adıyla oku” dur. Bu bize Tanrı’sız bir bilimin insanlığın hayrına olmayacağını gösterir. Son 200-250 yıl Bilimde en çok yol alınan zamandır. Aynı zamanda Ateist, Materyalist fikrin en çok yayıldığı zamandır. En büyük savaşlar, işgaller, sömürgecilik ve terör olayları hep bu dönemde olmuştur. Adalet duygusunun zayıf düştüğü bir çağdır bu çağ. Hepimiz İbrahimî inançların varisleriyiz. Bizler bilim ve teknolojinin sağladığı faydaları insanlığın yararına kullanılmasını sağlarken insanlığı inançsızlığın zararlarından korumalıyız.
İnsanlığın üç büyük sorunu var:
1. Bizi kutsalın dışına atan anlamda Sekülerizm.
2. Felsefi anlamından ziyade ekonomik anlamda Materyalizm. İnsanoğlunun bütün gayesini maddeye hasretmesi.
3. Dünyayı saran ahlak değerlerini yıkan Helonizm. Batıdan tüm dünyaya yayılan hiçbir ahlaki sınır tanımayan cinsel hazcılık ve zevkcilik.
Üç din de en çok bu konularla mücadele etmiştir. Peygamberler en çok bu olumsuzlukların düzeltilmesine çalışmışlardır. Bizler de onların takipçileri olarak bunlarla mücadele etmeliyiz.
Ayrıca din adına ortaya çıkan dine zarar veren şiddet hareketleri önlenmelidir. Şiddet hareketleri üç şekilde olur:
1.Fiili şiddet. Tecavüz gibi.
2.Sözel şiddet. Hakaret gibi.
3.Duygusal şiddet. Kin ve kıskançlık gibi.
Batıda en çok üçüncü şiddet var. Yani Müslümanlar hakkında aşağılayıcı, kin ve nefret duygular besleyen bireyler yetişiyor. Karikatür olayında olduğu gibi bu tür duygusal şiddet karşı tepki doğuruyor. Karikatür olayını protesto için yapılan gösteriler, karşı tarafın duygusal şiddetinin neticesidir. Danimarka’da özgürlük var denip bu şiddet görmezden gelinemez. Devlet bu şiddeti de önlemelidir.



























