Haber Arşivi

11.03.2016

 “Bir Dava Adamı Mehmet Akif Ersoy” Paneli Düzenlendi

İstanbul Müftülüğü tarafından İstiklal Marşı'nın kabulünün 95. yıl dönümü dolayısıyla "Bir Dava Adamı Mehmet Akif Ersoy" konulu panel düzenlendi.

Panel öncesi Mehmet Akif Ersoy’un Edirnekapı’da bulunan mezarı başında İstanbul Vali Yardımcısı Osman Ateş, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran, İl Müftü Yardımcıları, İlçe Müftüleri, Şube Müdürleri ve Kur’an Kursu talebelerinin katılımıyla bir program düzenlendi. Programda okunan Kur’an-ı Kerim’ler ve İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran’ın yaptığı duanın ardından sonra Âkif’in mezarı başındaki program son buldu.

Daha sonra programın gerçekleştirileceği Gaziosmanpaşa İlçesine hareket edildi. Burada İstanbul Müftüsü Yaran, Gaziosmanpaşa Merkez Camiinde Cuma namazı öncesi vaaz verdi.

Cuma namazının akabinde Gaziosmanpaşa Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen program, Gaziosmanpaşa Merkez Camii Müezzin Kayyımı Davut Avcı’nın okuduğu Kur-an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Daha sonra Mehmet Akif'in hayatının yer aldığı kısa bir film gösterildi.

Programın devamında Gaziosmanpaşa Müftüsü İsa Gürler bir selamlama konuşması yaptı. Daha sonra söz alan İstanbul Vali Yardımcısı Osman Ateş ise, İstiklâl Marşı’nın zor şartlarda yazıldığını, Âkif’in “Allah bu millete bir daha istiklâl marşı yazdırmasın” duasına tekrar tekrar amin diyoruz, dedi. 

“Âkif’in davası ümmetin sıhhat ve selametiydi”

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran, burada yaptığı konuşmada, yüz sene önce olduğu gibi bu milletin istiklaline kasteden düşmanların hep olacağını belirterek, şöyle konuştu:

"Birçok noktada dünya değişmiyor. Dünyanın değişmemesinin sebebi de, bu topraklara, bu topraklarda yaşayanların inancına, ruhuna kasteden güçler davalarından vazgeçmiyor. Buna karşılık biz de İslam davasından vazgeçmiyoruz. Panelimizin konusu 'Bir Dava Adamı Olarak Mehmet Akif.' Dava adamı, yani davası olan adam. Neydi Mehmet Akif'in davası? Akif'in davası Ümmeti Muhammed'in sıhhat ve selameti, huzuruydu. O zaman coğrafyamız daha genişti. O coğrafyada yaşayan insanların birlik ve beraberliğiydi. Kendisi İstanbul'da doğmuştu ama etnik köken itibariyle Arnavut'tu. Bugün olduğu gibi o gün de düşmanlar medeniyet iddiasıyla dünyaya huzur getirmek ve İslam dünyasını kalkındırmak iddiasıyla ortada geziyorlardı ve onlara kapılmış Müslümanlar da vardı. Onun için Akif, bu tehlikeli gidişata dikkat çekmiş, karış karış vatan sathını dolaşmış ve vaazlarla insanları uyandırma misyonunu üstenmişti."

Mehmet Akif'in yıllar önce "Bana bir vahdet gibi yar-ı müsait lazım" diyerek vahdet, yani birlik istediğini belirten Yaran, "Akif'in o zaman Müslümanlar için istediği birlik arzusu bugün için de geçerli. Bu sene Kutlu Doğum Haftasının konusu da tevhit ve vahdet olacak. 113 sene önce İslam dünyası 'vahdet, vahdet, vahdet' diyordu hala ona ihtiyacı var çünkü fitne, fesat devam ediyor" ifadesini kullandı.

"Mehmet Akif Ersoy bu toplumun vicdanıdır"

Sabahattin Zaim Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Koç ise, Mehmet Akif'in bizden birisi olduğunu vurgulayarak, "Bu milletin, bu toplumun vicdanı olmuş bir sestir. Akif şairdir, yazardır, mütercimdir, hatiptir, vaizdir eyvallah. Aynı zamanda siyasidir, sürgündür. Çok acıklı bir hayat yaşamıştır. Ve tabi ki bizim gibi bir insan ve yer yer ümitsizliğe düştüğü zamanlar da olmuştur. Akif'in kitabı Safahat'ı baştan sona izlediğimiz zaman İslam toplumunun yaşadığı serencamı gözler önüne seriyor" değerlendirmesini yaptı.

“Mehmet Âkif dert adamıdır”

Panelin son konuşmacısı Sabahattin Zaim Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M.Emin Köktaş da Mehmet Akif'in anlatmakla, yazmakla bitmeyen ibretlik bir hayat hikâyesinin olduğunu söyledi.

Onun hayatının aslında Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'e geçişin hikâyesi olduğunu, Akif'in 1936'da vefat ettiğini söyleyen Köktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu milletin İstiklal Marşı'nı yazmış bir insanın cenazesi kaldırılacak Beyazıt Camisinden ve devlet cenazeye katılımı yasaklıyor. Hiçbir devlet erkânı katılamıyor. O dönem vefatını gazeteden öğrenen üniversite gençleri cenazesini kaldırıyor. Dünyadaki neredeyse tüm ülkelerin Milli şairlerinin heykelleri dikilmiş. O ülkeler için Milli Marşı yazan şairler en muhterem isimlerdir. Bu ülkede ise cenazesini devlet kaldırmıyor. Bunu hesabının verilmesi gerekiyor. Bu öyle geçiştirilecek bir mesele değildir. Âkif dert adamıdır. Derdini satırlara, şiirlerine dökmüştür. Kürsülerde haykırmıştır. Milletini selamette görmek onun en büyük dileğidir."

Programın sonunda Gaziosmanpaşa Müftülüğü’nce tertip edilen Kur’an Kursları arası İstiklal Marşının on kıtasını ezbere okuma yarışmasında dereceye giren Kazım Karabekir Camii Kur’an Kursu’ndan Zehra Tutuk, Validesuyu Kur’an Kursu’ndan Sibel Sarı, Paşaçayırı Kur’an Kursu’ndan Rabia Şenses, Muharrem Kur’an Kursu’ndan Fatma Taşçı, Mevlana Merkez Camii’nden Meryem Kılavuz, Taşköprü Kur’an Kursu’ndan İlayda Kılıç, Yıldız Tabya Kur’an Kursu’ndan Tevhit Ayşe Hancı’ya ödülleri verildi ve birincilik ödülü alan Zehra Tutuk tarafından İstiklâl Marşı’nın on kıtası ezbere okundu.

Programa İstanbul Vali Yardımcısı Osman Ateş’in yanı sıra, Gaziosmanpaşa Kaymakamı Yaşar Karadeniz, Ümraniye Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Akkaya, Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Zekeriya Eroğlu, İstanbul İl Müftü Yardımcıları Abdurrahman Binbir, Vehap Kapıcıoğlu, Şahin Yıldırım, Mehmet Yaman, İlçe Müftüleri, Din Görevlileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. 

 

Dilek Web Hosting Dilek Web Hosting