Haber Arşivi

01.03.2016

“Gençlik Ve Namaz” Panelinin İkincisi Gerçekleştirildi

Bahçelievler Müftülüğü'nün himayesi ve ev sahipliğinde İstanbul Müftülüğü Din ve Hayat Dergisi tarafından “Gençlik ve Namaz Paneli”nin ikincisi 01.03.2016 tarihinde Bahçelievler Belediyesi Nurettin Topçu Kültür Merkezinde gerçekleştirildi.

Oturum başkanlığını İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran'ın yaptığı "Gençlik ve Namaz" konulu panele Bursa İl Müftüsü Prof. Dr. Mehmet Emin Ay ve Maltepe Müftülüğü Vaizi Meral Günel konuşmacı olarak katıldı. İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin mazereti nedeniyle katılamadığı toplantı,  Geylani Kur'an Kursu Öğreticisi Murat Akbulut tarafından okunan Kur'an-ı Kerim ile başladı. Akabinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan "Gençlik ve Namaz" konulu sinevizyon gösterildi.

"Gençliğin namazla buluşması çok önemlidir"

Paneli yönetmek üzere söz alan İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran, "İstanbul Müftülüğümüzün bünyesinde yayın yapan Din ve Hayat dergisinin geçen yıl yayınlanmış olduğu Gençlik ve Namaz konularını ihtiva eden sayılarımızda yazı yazan hocalarımızla okurlarımızı buluşturmak istedik. Bu panel, çok önemli iki başlığın da birleştirilmesine vesile oldu" dedi. Yaran, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Peygamberimizin bir hadisini hatırlayalım: Yedi sınıf insanı kıyamet gününde Allah, gölgesinde barındırır, buyuruyor. Bunlardan birisi de "Rabbine ibadetle yetişen genç." Yine yedi sınıftan birisi de "kalbi mescidlere adeta asılı, tutkulu insan." Cenab-ı Hak bizi camisiz de ezansız da bırakmasın. Gençliğin namazla buluşması bu açıdan çok önemli. Namazla ilgili Kur'an'da çok sık bir vurgu vardır. Ancak burada "hafızu alessalavati" vurgusu önemlidir. Bu ne demek? Namazlarınızın üzerine titreyin, demektir. Başka ayetlerde "namazlarında tir tir titrerler, ürperirler" buyurulur. Yine Mearic suresinde Cenab-ı Hak iyi insanı tarif eder, devamında namaz kılanları ayırır. Onları da namazlarına devam edenler şeklinde tavsif eder ve sonunda namazlarında tir tir titrerler, buyurulur. Cenab-ı Hak namazımızı ve diğer ibadetlerimizi kabul eylesin." Yaran, konuşmasının devamında panele iştirak edemeyen Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin hayatının satır aralarından önemli anekdotlar sundu.

"Kur'an ve sünnette gençleri destekleyen ve onlara istikamet veren önemli örnekler var"

Panelin ilk konuşmacısı Bursa İl Müftüsü Prof. Dr. Mehmet Emin Ay'dı. Konuşmasının başlığını "İslamın Gençlik Tasavvuru" olarak belirleyen Ay, konuşmasında özetle şunları söyledi: "Namazı miraç vesilesi olarak kılan Rabbimize hamd ü sena ediyoruz, onu gözünün bebeği kılan Efendimiz'e de salat ve selam olsun. İslam eğitim sistemi gençlik dönemini otuz yaşa kadar çıkan bir dönem olarak tavsif eder. Gençlik dönemi bir takım fizyolojik değişmeler yanında pek çok ruhsal değişimlere de yol açtığını görebiliyoruz. Baktığımız zaman zihni uyanış, bilinçlenme, topluma açılmanın hızlandığı bir dönemdir. İlk sevgilerin filizlendiği ve sıkı arkadaşlıkların kurulduğu dönem olarak görüyoruz. Bazen de hayata en güzel katkıları olan, sanki bir meyve vermeden önce ağacın, filizlendiği, çiçeklendiği dönem olarak da görüyoruz, bazen de hayatın kaybolan yılları olarak da görebiliyoruz. Böylesine önemli bir dönemdir gençlik. Acaba günümüzde gençlik hangi dünyada yaşıyor? Bugün gençler teknolojik alanda yetişkinlerden çok daha ileri konumda ve bizler gençlerin sahip olduğu bu imkanları bir örnekle ifade edebiliriz. Bugün her ailede en akıllı telefon önce gençlerin oluyor. Ancak gençlerin sahip oldukları bu imkanlar, telefonlar, bilgisayarlar vs. onların mutlu olmalarına yetiyor mu? Hayır. Tam tersine onların çalışma azimlerine ve hayata bağlanma azimlerine ve tutkularına da destek olmadığını görüyoruz. Günümüzde gençlik sigara, alkol, madde bağımlılığı gibi türlerin ve sosyal yalnızlık denilen sendromun kuşatması altındadır. İslam her konuda olduğu gibi bu konuda da gençleri yalnız bırakmıyor. Kur'an ve sünnette gençleri destekleyen ve onlara istikamet veren bilgilerin sunulduğu görülmektedir. Kur'an'a baktığımız zaman Habil ile Kabil'in trajik öyküsünü görmek mümkündür. Yine Hz. Nuh'un bir baba olarak çaresizliğini, Hz. İbrahim'in bir genç olarak tevhid mücadelesini, yine Hz. İsmail'in bir genç olarak teslimiyetini, yine Hz. Yusuf'un teslimiyetini ve sabrını, Ashab-ı Kehf'in inançlarındaki samimiyeti, Hz. Musa'nın delikanlı tavırlarını, Hz. Şuayb'ın kızlarının zarafetini ve nihayet bir peygamber annesi olan Hz. Meryem'in ibadet aşkı ile örülü teslimiyetini iffet ve hayasını Rabbimiz ayetlerle anlatmış oluyor. Rasül-i Ekrem Efendimiz'in hayatında da onun gençlik çağına çok önem verdiğini kendisinin de bizzat hadislerde gençlere yönelik müjdeler verdiğini biliyoruz. Onun terbiyesinde yetişen Muaz bin Cebel, Enes bin Malik, Musab bin Ümeyr, Bera bin Azib gibi nice gençlerin Efendimizin buyurduğu "kişinin ahirette sorulacağı bir sorunun da "gençliğini nerede tükettin" sorusunun şuuruyla bir hayat geçirdiklerini de biliyoruz. Ve bugün o sahabiler, gençlere çok önemli örnekler sunan gökteki yıldızlar olarak vasıflandırılmışlardır."

"Gençleri tanımadan, güzel örneklikte bulunmadan muvaffak olamayız"

Son konuşmacı Maltepe Müftülüğü Vaizi Meral Günel ise konuşmasında özetle şunları söyledi: "Bugün bu konuyu burada konuşmanın bana göre trajik bir tarafı var. Biz inanan insanlar olarak neden böyle bir gündemle toplandık? Namazı neden kaybettik ve bunu tekrar gündeme almak ihtiyacı için toplandık? Doğrusu bunun üzerine düşünmeye davet ediyorum. Bu da üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir konudur. Bu konuyu konuşmadan bir tespiti yapmamız gerekiyor. Bizler bilgi ve şuur ekseninden kaydığımız zaman problemler ortaya çıkıyor. Bilgisizliğin sonunda şuurlu olmak insanı taassuba götür. Bilgi olup şuur olmadığı takdirde bu da bizi duyarsızlığa götürüyor. Bu ikisini meczetmeden sağlıklı bir yol almamız mümkün olamıyor maalesef. Bugün burada gençliği namazla nasıl buluşturabiliriz sorusu üzerine konuşacaksak, öncelikle ilk maddemiz muhatabımızı tanımak olmalıdır. Ben genci tanımazsam ona nasıl sağlıklı bir şekilde yaklaşacağımı bilemem. Öncelikli olarak Peygamberimizin hayatını ve davet sürecini doğru okuduğumuzda Peygamberlerin muhataplarını seçme şanslarının olmadığını görüyoruz. Bizler bu anlamda insanları seçme lüksümüz yok. Namazla ilişkisi bakımından gençleri tanımamız gerekiyor. Burada yolu hiç camiden geçmemiş gençliği benim gençliğim değil deyip değerlendirebilir miyiz? Hayır. O da benim gençliğim. Eğer o camiye gelemiyorsa ben nasıl "camiyi" ona götürebilirim? Bu soru ile benim uykularımın kaçması gerekiyor. Yolu nadiren camiden geçen kesim var. Bayram, cenaze namazları gibi. Veya yolu ara sıra camiye düşenler var. Yolu sık sık camiye düşenler var. Bunların hepsine söyleyecek sözlerimiz farklı farklı olmalıdır. Bir diğer husus muhatabın durumuna göre konuşmamızdır. Efendimiz bu konuda en güzel örnektir. İdrak durumuna göre ve ona yetecek kadar söz söylemek gerekmektedir. Gençlerimiz inanç bakımından da homojen değil. İnanmayan, neye inandığını bilmeyen gençlerimiz var. Görece ibadete düşkün, ancak derinlikli bir ibadetten yoksun gençlerimiz de var. Dolayısıyla bizim ancak gençlerimizi tanıdıktan sonra, ona hangi yöntemle, hangi vasıtalarla yaklaşmam ve konuşmam gerektiğini tayin ve tespit etmem gerekiyor. Peki ben verici olarak hangi zeminde hareket etmem gerekiyor? Şunu unutmamak gerekiyor, insanın din ile ilişkisi insan ile ilişkisi üzerinden yürüyor. Sunucunun bir konuyu takdim eden insanın kişiliği ile muhatabın kişiliği arasında bir çarpışma, bir çakışma olduğu zaman mesaj doğru bir şekilde yerine gitmiyor. Etki uyandırmıyor. Öncelikle kendi kişiliğimizde aksayan tarafları düzeltmemiz gerekiyor. Ebeveynler olarak evlatlarımıza göz aydınlığı olarak bakmamız gerekiyor. Bugün anne babalar 2-3 yaşlarında çocuklarına dini öğretecek okullar aradıklarını görüyoruz. Ancak din sadece kurumlara, okullara devredilmekle halledilecek bir mesele değildir. Anne-babalar evde bu havayı tesis etmeleri, bu noktada kendilerine çekidüzen vermeleri gerekmektedir. Ayetlerde sıralamaya dikkat edersek önce kendi nefsinizde bu güzellikleri hayata geçirmeniz gerekmektedir. Çocuklarımızın kişiliklerini başkalarının omuzlarına teslim ederek bu vebalden kurtulamayız."

Programa Bahçelievler Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit, Bahçelievler Milli Eğitim Müdürü Emin Çıkrıkçı, İl Müftü Yardımcısı Muteber Gülsefa Uygur, İlçe Müftüleri, Vaizler, Şube Müdürleri, Din Görevlilerinin yanı sıra, Kur'an Kursu talebeleri ve İmam Hatip Ortaokul ve Lise öğrencileri iştirak etti. Panelin sonunda İlçe Müftüsü Ömer Faruk Bilgili bir teşekkür konuşması yaptı. Ardından da konuşmacılara çiçek ve plaket takdim edildi.

Dilek Web Hosting Dilek Web Hosting