Haber Arşivi

13.10.2015

İstanbul Müftülüğü’nden Mihrap Hizmetinde İz Bırakanlar Paneli

2015 Yılı Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla İstanbul Müftülüğü tarafından Ümraniye Belediyesi Nikâh salonunda “Mihrap Hizmetinde İz Bırakanlar” konulu bir panel düzenlendi.

Hayatlarını mihrap hizmetine vakfetmiş ve ebedi âleme göç etmiş olan Mehmet Zahid Kotku, İsmail Hakkı Bayrı (Kesikbacak İsmail Efendi) ve Hacı Cemal Öğüt’ün konu edildiği panele İstanbul Eski Müftüsü Selahattin Kaya, Haseki Eğitim Merkezi Hocalarından Ali Rıza Temel konuşmacı olarak katıldılar. Üsküdar Yıldırım Beyazıt Camii İmam Hatibi Mustafa Demirkan’ın mazereti sebebiyle katılamadığı programda Demirkan’ın sunumunu İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran yaptı.

Program, Ümraniye İmam-ı Azam Camii İmam-Hatibi Osman Osmanoğlu'nun okuduğu Kur'an-ı Kerim ile başladı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hafta dolayısıyla hazırlamış olduğu sinevizyon gösteriminden sonra Ümraniye İlçe Müftüsü İlyas Yılmaztürk ve Ümraniye Kaymakamı Suat Dervişoğlu açılış ve selamlama konuşması yaptı.

“İstanbul ilmin merkezi; hocalarımız da bizim değerlerimizdir”

Panel öncesi söz alan İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran, öncelikle program dolayısıyla salonu dolduran davetlilere, özellikle emekli din görevlilerine teşekkür ederek başladı. Bu sene üçüncüsünü gerçekleştirecekleri geçmiş İstanbul Müftülerinden Bekir Haki Yener için anma programı tertip ettiklerini belirten Yaran, bunun yanında da İstanbul’da mihrap hizmetinde öne çıkmış, iz bırakmış hocalarımızı da hatırlamaya ve hatırlatmaya çalıştıklarını sözlerini ekledi. Yaran konuşmasına şöyle devam etti:

“İstanbul biliyorsunuz ilmin merkezi. Biz geçtiğimiz yıllarda bu hocalarımızdan Hafız Hasan Akkuş hocamızı anlatarak bu programlara başladık. Hasan Akkuş hocamızı Mehmet Ali Sarı hocamız bizlere anlatmıştı. Yine Çolak Mehmet Efendi’yi andık. Gönenli Mehmet Efendi ve Abdurrahman Gürses hocaefendi de bu halkanın diğer isimlerindendi. Bu sene yine çok kıymetli üç hocamızı anacağız. Mehmet Zahit Efendi’yi Ali Rıza Temel hocamız anlatacak. Bu hocalarımız birebir bu isimlerle görüşmüş hocalarımızdır. Aynı zamanda andığımız bu isimler bulundukları yerlere değer katan isimlerdir. Yine kürsülerde hizmet etmiş olan Alasonyalı Cemal Öğüt Efendiyi İstanbul’umuzun uzun yıllar müftülüğünü yapmış olan Selahattin Kaya hocamız anlatacaklar. Kesikbacak İsmail Efendi isimi ile maruf İsmail Hakkı Bayrı hocamızı Mustafa Demirkan hocamız anlatacaktı. Ancak bir cenazesi dolayısıyla iştirak edemediler. Notlarını sizinle paylaşacağım.

Burada anlatılacak olan üç hocamızın da ortak karakteri vefakar ve cefakar hocalarımızdır. Kazançlarının bir kısmını kendi ihtiyaçları için ayırırken, büyük kısmını din hizmeti için ayırmışlardır. Bu hocalarımızın kimisi Dağıstan Şeki’den, birisi Batı Trakya’dan gelmişler. O gün için Şeki demek, İskeçe, Gümülcine demek, Muğla, Samsun, Trabzon demek gibiydi. Vatan toprakları gittikçe küçülmüş, Rabbim daha fazla küçülmekten muhafaza eylesin.” 

“Mehmet Zahid Efendi “görünmeyen üniversite” idi”

Panelin ilk konuşmacısı olarak söz alan Ali Rıza Temel sözlerine Salihlerin anıldığı yere rahmet inermiş, biz de şu an öyle bir programda bulunuyoruz, diyerek başladı. Dinin şahıslar üzerinde hayatta, kendisini gösterip, müyesser olacağını ifade eden Temel, yaşanmamış dinin müyesser olmayacağını, bunun yolunun da ancak model şahsiyetlerle mümkün olacağını belirtti. Mehmet Zahit Efendinin de model şahsiyetlerden olduğunu vurgulayan Temel sözlerine şöyle devam etti:

“1967 yılında Turgutlu’ya vaiz olarak tayin edildiğimde elime bir kitap geçmişti ve hayli istifade etmiştim. Feridüddin-i Attar’ın “Tezkiretül Evliya” kitabı idi bu eser. Çeviren ise M.Z.K. gözüküyordu. Meğerse bu kısaltma Mehmet Zahit Kotku imiş. İstanbul’a geldiğimde de İskenderpaşa’ya yolum düştüğünde orada kendisini vicahen tanıma imkânı buldum. Yurdun muhtelif yerlerinde imameti bulunan hocaefendi 1958 yılında İskenderpaşa camiinde vazifelendirilmiş. 1980 yılına kadar burada vazife yapmış. Aynı tarihte de vefat etti. Cenazesinde biz de bulunduk.

Bir zaman Brüksel İslam Merkezinde bulundum. Buraya Rabıta teşkilatı genel sekreteri geldi ve seminer verdi. Dedi ki size imam olarak bir numune, model şahsiyet söyleyeyim. Bu isim Mehmet Zahit Kotku’dur. Çünkü bir cemaati var. Hoca cemaatine söz geçiren, yönlendiren kişidir. Namaz kıldırma memuru değildir. Cemaatine istikamet veren kişidir. Babalık yapan, komutanlık yapan kişidir. Zaten Kotku demek mütevazı demekmiş.

Zahid efendi Türkiye’nin bugünkü noktaya gelmesinde çok büyük rolü olan bir insandır. Bunu mücerred bir söz olarak söylemiyorum. Cumhurbaşkanlarını, Başbakan, Bakanları, bürokratları yetiştirmiş bir insandır. O yüzden “Görünmeyen Üniversite”dir. Bendeniz 1976’nın başında Haseki’nin ilk kursiyeri olarak geldiğimde Yeşil Tekke’de Yıldız apartmanı vardı. Allah’ın lütfu Necati Coşan, rahmetli Turgut Özal’ın annesi de aynı apartmanda komşu idik. Bizi hocaefendiye tanıtmışlar. Apartmanda böyle bir vaiz var, istifade edilebilir, diye. İlk defa Hocaefendi’nin huzuruna bir kandil gecesi idi kürsüye çıktık. Biraz kürsüde konuştuk. Sonradan birisi anlattı, Hocaefendi hitabetimizden hoşlanmış. Keşke biraz daha konuşsa idi demiş. Kandil geceleri bizim konuşmalarımız devam etti. Sonrasında özellikle hocaefendinin vefatından önceki üç sene boyunca İskenderpaşa’da Ramuz derslerini Pazar günleri bendeniz devam ettirmiştim. İstanbul’un en okumuş, entelektüel kesimi gelir, burada dersleri takip ederdi.

Hocaefendi mütebessim bir yüze ve hoşgörülü bir fıtrata sahipti. Herkes için bir liman gibiydi. Herkese bir şekilde yol gösterirdi.”

“Hacı Cemal Efendi, zor zamanda hakikati konuşmuş kuvvetli bir vaiz idi”

Daha sonra söz alan İstanbul Eski Müftülerinden Selahattin Kaya ise kendilerine bir tahdis-i nimet olarak sunulan İmam Hatip Okulu’nun ilk talebeleri ve mezunları olarak devrin ulemasının derslerini takip etme fırsatı bulduklarını ifade etti. Hacı Cemal Efendi’yi de İmam Hatip yıllarından tanıdığını, orada bir ünsiyet oluştuğunu dile getirdi. Kaya sözlerine şöyle devam etti: “İmam Hatip’e başladığımızda yaşça büyüktük Kur’an Kursu vs. dolayısıyla. Hocalarımız bir üniversite talebesi gibi hitap ederlerdi. Hocamızı İmam Hatip okulundan tanıyorduk ancak onun şöhreti vaazlarındaki hitabet gücü idi. Yediden yetmişe herkes bu sofradan istifade ediyordu. Geniş bir kültüre sahip bir insandı. 1966’da vefat ettiğinde Yüksek İslam Enstitüsüne kitaplarını bağışlıyorlar vasiyeti üzerine. 6000 civarında eseri mevcut idi.

O tarihlerde vaaz u nasihat çok zor. Sürekli kontrol ve takip var. Bir defasında vaazında düğün, derneklere giderken kalıcı vazolu çiçekler ya da bakır eşya götürün demiş. Bu esnada vaazı takip eden muvazzaflardan birisi gidip şikâyet etmiş ve demiş ki “bu hoca vaazlarında irtica anlatıyor”, diye.  Hoca ifadeye çağrılıyor. İfadesinde suçlamaları kabul etmiyor. Orada oturan bir görevli hakaret edercesine “hala konuşuyor” deyince, Cemal Efendi “Evladım, dikkatli ol, bizler bir zaman kanımızla canımızla milli mücadelede hizmet verdik. Bu hizmetleri unutmayın.” Deyince üst rütbeli amiri gelip hocadan özür diliyor. Hoca aynı zamanda Milli Müdafaa teşkilatının Beşiktaş’ta mümessilliğini yapıyor. Bir gün Rum komşusu “sanma ki senin yaptığın bu faaliyetlerden habersiziz. Bu yaptığın faaliyetleri şikâyet etsek seni bir kurşunla yere sererler. Ancak senin memleketin için samimiyetle çalıştığını gördüğümüz için böyle bir yola tevessül etmiyoruz, diyor.

Hocaefendi cemiyet adamı idi. Her türlü topluluk ile beraber olabiliyordu. Davet edilen yerlere de umumiyetle iştirak ediyordu. Mesela Verem Savaş derneği toplantısında hocanın temizlik üzerine yazılmış kitabı dağıtılmış ve hocayı bu vesile ile tanımışlar ve tanıtmışlardır.

Vaazlarında dolaylı yoldan pek çok mesaj verirdi. Abdurrahman Gürses hoca anlatmıştı. Bir vaazında Cemal Efendi, adamın birisinin Unkapanı köprüsünden geçerken Eyüb’e doğru dönüp bir şeyler mırıldandığını gördüğünü, meğerse Eyüp Sultan’a fatiha okuduğunu öğrendiği ifade ederek, bu adamın davranışını insanlara tavsiye ettiğini söylüyor. Ki burada dolaylı anlatılan da yine kendisidir.

Hocamız nüktedan, cemaatin seviyesine konuşan bir insandı. Allah rahmet eylesin.”

“Kesikbacak İsmail Efendi, kıraat ilminde sayısız talebe yetiştirdi”

Sonrasında Mustafa Demirkan hocanın notlarından hareketle İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran Kesikbacak İsmail Efendi’yi anlattı. Yaran, İsmail Efendi’nin biyografisini vererek sözlerine başladı. 1905 yılında hocanın Batı Trakya’da doğduğunu, Toptaşı Askeri Rüştiyesi’nde okurken hareketli bir talebe olduğunu ve tramvayda asılarak yolculuk yaparken düştüğünü ve bacaklarının kesildiğini ifade etti. Yaran konuşmasını şöyle sürdürdü: “Daha sonra dayısının yanında hafızlığa başlıyor. Kıraatı aşere okuyor. Rüştü Aşıkkutlu hocanın rahle-i tedrisinden geçiyor. Sonrasında Fatih’te bir bakkal dükkânı açıyor ve bir yandan da talebe yetiştiriyor. 1938 yılında Afyon’dan bir hocaefendi istiyorlar. İstanbul’a yazılan bu yazıdan sonra hocaefendi dükkânı kapatıp Afyon’da görev almış oluyor. 1950’li yılların sonunda İstanbul’a dönüyor ve Fatih’te Dülgerzâde camiinde vazifeye başlıyor. Bir Kur’an Kursunda ders okutmaya devam ediyor. 98 tane aşere icazetnamesi veriyor. 3170 öğrenciye de tashih-i huruf dersi veriyor. Mustafa Demirkan hoca da 1966 yılında Rize’de hafızlığını ikmal edip İstanbul’a geliyor ve tavsiye üzerine İsmail Efendi’ye gönderildim. Karşısına geçip bir tekbir alıp ve subhaneke okumamı istedi. Sonrasında dedi ki kimden talim okudun, dedi. Ben de talim okumadığımı sadece hafızlığımı ikmal ettiğimi söyledim. Taaccüp etti ve dedi ki, “talim okumadan, böyle okutan hocaefendi var demek ki” dedi. Ben de sevindim. Okumam eksiksiz diye düşündüm. Ancak tam bir hafta sekizinci derste ancak “geç” dedi. 1972 yılında yatsı namazını müteakip vefat ediyor. Mustafa Demirkan hoca da yanı başındadır. Edirnekapı şehitliğine defn ediliyor. Allah rahmet eylesin diyoruz. 

Program sonunda Cami ve Kur'an kursu yaptıran hayırseverlere birer plaket ve Camiler ve Din Görevlileri Haftası Münasebetiyle başarılı olan din görevlisi ve daire personellerine Başarı Belgesi verildi.

Programa İl Müftü yardımcıları, ilçe Müftüleri, din görevlileri ve kalabalık bir vatandaş topluluğu katıldı.

Dilek Web Hosting Dilek Web Hosting