Haber Arşivi

İstanbul Müftüsü Yaran, Güngören'de Kutlu Doğum Programına Katıldı

13.04.2015

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran, "hepimiz insanlık ailesinin bir parçasıyız ve birbirimize muhtacız." dedi.

"İnsan alemin özüdür"

Bu yıl ki Kutlu Doğum teması olan "Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı" üzerine Güngören İlçe Müftülüğü'nce tertip edilen programda konuşan İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran, "İnsan kendi içinde uyumlu ise, kendi içinde huzurlu ise başkaları ile de uyumlu olur. Nitekim Şeyh Galip, "Hoşça bak zatına kim, zübde-i alemsin sen/ Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen" der. Burada "zübde-i alem" anahtar kelimedir. Alemin zübdesi, özü. Süte nisbetle kaymağı ve özü... İnsana diyor ki kendine iyi bak, ki sen alemin özüsün. Merdüm-i dide-i ekvan olan, kainatın gözbebeği olan insansın, ademsin." dedi.

"Toplumların sağlıklı yaşaması için Allah'ın ve Peygamberimizin gösterdiği istikamette gidilmesi lazım"

İstanbul Müftüsü Yaran'ın konuşmasından bazı satırbaşları şöyle: İnsan vücuduna şöyle bir bakalım. İnsan vücudu hücrelerden meydana geliyor. Hücreler dokuları, dokular, organları meydan getiriyor. Organlar da vücudun sistemlerini meydana getiriyor. Tıpçılar diyorlar ki vücudun sağlığı sistemlerin sağlıklı çalışmasına bağlıdır. Solunum sistemi de, sindirim sitemi de, sinir sistemi de sağlıklı çalışacak... her birinin sağlıklı çalışması lazım. Sistemlerin sağlıklı çalışması için organların sağlıklı çalışması lazım. Ve organların birbiri ile uyumlu hareket etmesi lazım. Toplumda da çeşitli fertler ve çeşitli toplum kesimleri var. Bunların birbiri ile uyumlu olması, ana toplumun birbiri ile uyumlu olması ile yakın alakalı. Bir toplumda bir kesim, diğerlerini ihmal ederse, bir süre güçlü görünür ya da obez olur. O da başka bir hastalıktır. Toplum açısından bir sağlıksızlık halidir. Bir hücre hep ben çoğalacağım derse o vücut kanser olur. Bizim vücudumuzda böyle bir sistem olduğu gibi, ruhi hayatımızda da, dünyanın gidişatında da böyle bir sistem var. Bu sistemi kim kurdu? Sünnetullah diyoruz. Bugün tabiat kanunları vs. dediğimiz olay sünnetullahtır. Cenab-ı hak bütün tabiat içinde bir nizam koymuştur. İnsan vücudu için de bir nizam koymuştur. Bu nizamın sağlıklı işlemesi için de kesin sayısını bilmediğimiz kadar peygamber göndermiştir. Son peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.), son kitap Kur'an-ı Azimüşşan.. Kur'an bizim rehberimiz, Peygamber Efendimiz bizim rehberimiz. O, yaşayan Kur'an'dır. Hayatını Kur'an'dan ayrı düşünmek mümkün değil. Vücudun sağlıklı yaşaması için, toplumun sağlıklı yaşaması için Allah'ın ve Peygamberin gösterdiği istikamette gitmek lazım. Bu eşsiz sistemi kuran Cenab-ı Hakk'a her şeyden önce şükretmek lazım. Nimetler şükredilirse ziyadeleşir, artar. Sabra devam, şükre devam etmeliyiz.

Hücreler dokuları oluşturuyor. Toplumda her birey bir hücre mesabesindedir. Vücutta hücreler dokuları meydan getiriyor, fertler de aileyi meydana getiriyor. Nasıl ki hücreler birbiri ile mücadele etmeyecekse ve birlikte yaşamayı başaracaksa biz de fertler olarak aile içerisinde öncelikle birlikte aile olarak yaşamanın tadını zevkini huzurunu tadacağız. Ben tek başına aileyim demek yetmez, diğer ailelerle birlikte yaşayacağız.  

"Bütün insanlığı bir aile olarak görüyoruz"

Biz iyiliği hakim kılmak isterken, kötülüğü hakim kılmak isteyenler de olacak. Bizi ortadan kaldırmak isteyenler olacak. Vücuda yapılan bu saldırılarına karşı bizi biz yapan mekanizmaları da geliştirmek zorundayız. Her ülkenin bir savunma mekanizması vardır ve kendisini savunur. Savunurken başkalarının yardımına ihtiyacımız olur.  İşte orada aile devreye girer. Birinci ve en önemli yardımcımızdır. Bireyden aileye geçiyoruz. Hücreden dokuya geçiyoruz. Her birimiz bir aile içerisinde gözümüzü açtık. Acaba ailenin anlamı ne? Aile hem ihtiyacı olan, hem de ihtiyaç gideren demek. Muhtaç, fakir... Duha suresinde Cenab-ı Hak efendimize hitaben "vevecedeke ailen..." "seni ail buldu/muhtaç buldu"  feağna/müstağni kıldı/ihtiyacını giderdi buyuruyor. Peygamberimizin bir hadisi var: "Kim iki kız çocuğuna ail olursa/onlara ailelik yapar, ihtiyacını giderirse, buluğ çağına kadar (evlendirene kadar, eğitimi, edebi vs.) kıyamet gününde gelir, ben ve o (iki parmağını uzatıyor) bir aradayız onunla..." Asıl konumuza dönersek aile kavramının içinde hem muhtaç olmak var hem ihtiyaç gidermek var. Eğer biz ailenin bir ferdi isek, kendimizi güvende hissetmeliyiz. Ben muhtaç duruma düşersem arkamda ailem var, deyip güvenmeliyim. Benim ailemin içerisinde birisi muhtaç hale düşerse ben ona güvence olmalıyım. Gerçekten ihtiyacı olanlarla ilgilenmeliyim. Burada dar manada aileyi konuşuyoruz ama bütün insanlığı da bir aile olarak görüyoruz.

"Mümin odur ki insanlar ondan canlarına ve mallarına zarar gelmemesi konusunda emindirler, güvendedirler. "

Müslümanın ve müminin tarifleri var. Peygamber efendimiz tarafından yapılmış bunlar. Birincisi müslümanın müslümana kanı, malı ve ırzı haram. Bu ırz kelimesi bizim Türkçede anladığımızdan daha geniş. Haysiyet ve şerefi diyebiliriz. Müslümanın canına, kanına kastetmez, onu öldürmez. Malını almaz, karşılıklı rıza ile olanlar hariç. Onun haysiyet ve şerefine leke getirmez. Onun aleyhinde konuşmaz, küçük düşürmez vs. İkincisi Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların selamette olduğu kimsedir.  Şöyle bir düşünelim: müslümanlar Suriye'de kimin elinden zulüm görüyor? Müslümanlar Irak'ta kimin elinden zulüm görüyor? Müslümanlar kimden zarar görüyor? Sonra mümin tarifine bakalım: Mümin odur ki insanlar ondan canlarına ve mallarına zarar gelmemesi konusunda emindirler, güvendedirler.  İnsanlara bu görevi veremiyorsak iyi bir mümin değiliz.. İstenen manada iyi bir mümin değiliz.

"Müslümanın gücü ve kuvveti takva ile beslenir. Gerçek manada müslüman güçlü olursa dünya rahat eder."

Diz ne kadar iyi olursak olalım, bize dünyadan da kötülük geleceğini unutmamalıyız. Ama ne kadar güçlü olursak olalım, müslüman asla zulmetmez. Müslümanın gücü ve kuvveti takva ile beslenir. Hak ve hukuk duygusu ile beslenir.  Gerçek manada müslüman güçlü olursa dünya rahat eder. Haktan ve hakikatten yana olanlar güçlü olursa dünya rahat eder. Güçlüler zalim olursa, güç zalimlerin elinde olursa dünyaya da ona da huzur olmaz.

Güngören İlçe Müftülüğünün ev sahipliğinde gerçekleşen programda ayrıca İlçe Müftüsü Yunus Bıçakçı da bir konuşma yaptı.  Programda Güngören Müftülüğü İlahi Grubu tarafından semazenler eşliğinde ilahiler icra edildi ve programa katılan tüm izleyicilere kırmızı gül ve kitap hediye edildi.  Haftanın önemine binaen salonun girişinde hazır bulunan Kızılay ekipleri tarafından kan bağışı yapmak isteyenlerin bağışları kabul edildi. 

Dilek Web Hosting Dilek Web Hosting