Haber Arşivi

Peygamberimizin Doğumunun 1444 yıl dönümü İstanbul’da da Coşku ile idrak edildi

02.01.2015

“O’nun rehberliğine ve örnekliğine her zamankinden fazla ihtiyacımız var”

Dünya Müslümanlarının, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz (s.a.v.)’in kutlu doğumu münasebetiyle büyük bir sevinç yaşadığını belirten İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi YARAN, şunları söyledi;

“Bu gece cihan serveri Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'nın doğduğu, dünyayı şereflendirdiği gecedir. Biraz sonra Mevlid-i şerifte dinleyeceğimiz gibi Rebiülevvel ayının 12'nci gecesi Peygamber Efendimizin doğduğu gecedir ve gün akşamdan itibaren başlar. Yani bu akşamdan itibaren Rebiülevvel ayının 12’sindeyiz. Kameri takvime göre Peygamber Efendimizin doğum gecesidir. Bir de Miladi takvime göre doğum gecesi vardır ki o da nisan ayında kutlu doğum haftası olarak kutladığımız aydır. Cenab-ı Hak onu örnek ve rehber alanlardan eylesin.”

Peygamberimizin doğumunun 1444 yıl dönümü İstanbul’da da coşku ile idrak edildi

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in doğumunun 1444. yıldönümü olan Mevlit Kandili, İstanbul Müftülüğünce düzenlenen bir programla idrak edildi.

Beyoğlu Büyük Piyale Paşa Caminde düzenlenen programda konuşan İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi YARAN, dünya ve ahiret hayatına dair önemli mesajlar verdi. Gecede konuşan YARAN’ın konuşmasının satır başları şöyle:

“Cenab-ı Hak, Peygamber Efendimiz için Ahzab suresinin 21. ayetinde buyurur ki “Sizin için Allah’ın Resulünde güzel bir numune ve örnek vardır.” Sizin için dedikten sonra Allah, “siz”den maksadın kim olduğuna adeta bir açıklama getirir; Allah’a, Ahiret gününe inananlar ve Allah’ı çok zikredenler için onda bir rehberlik vardır, onda bir numune vardır. O size bir örnektir” buyurur.

Başta okuduğum ayet-i kerimede ise Tevbe suresinin 128. ayetinde Peygamber Efendimizi şöyle tarif eder: “Andolsun ki size içinizden bir peygamber geldi. Sizin sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir. O size çok düşkündür, sizi çok sever, müminlere de çok şefkatli ve merhametlidir.”

“Emin olmak için her şeyden önce doğru ve dürüst olmalıyız.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) olumsuz şartların hâkim olduğu bir ortamda dünyaya geldi. Mekke, sıkıntılar içerisindeydi, zülüm vardı, haksızlık vardı, ahlak yoktu. Böyle bir ortamda doğdu, büyüdü. Ama yine de ona el-Emin lakabını verdiler. Kendi aralarında haksızlık, zulüm, hâkim olan insanlar, Peygamber Efendimizin güvenilir bir şahsiyet olduğunun farkındaydılar ve ona Muhammed’ül-emin sıfatını verdiler. Emin, emniyet ile aynı kökten gelir. Güvenilir insan, emanet ehli insan demektir. Biz böyle bir peygamberin ümmetiyiz. Emin olmak için her şeyden önce doğru olmak, dürüst olmak lazım. Onun tebliğ ettiği dinin inanç esasları, itikadi esasları vardır. Bu sahada belki en önemli ilke olarak da tevhid ilkesini yani Allah’ın birliği ilkesini yeniden oturtmuştur. Ve yine o, ibadet hayatındaki çarpıklıkları gidermiş ve namaz müminlere bugünkü haliyle günde beş vakit olarak farz kılınmıştır. Zekât, namazla hep beraber söylenmiştir. Maddi manada fakire fukaraya muhtaca yardım etmek, onlarla ilgilenmek yine onun getirdiği ana ilkelerdendir.

İslam’ın getirdikleri bunlarla sınırlı değildir. Bunların ötesinde ahlak ilkelerini de getirmiştir Peygamber Efendimiz. Zaten Müslüman netice itibari ile ahlaklı insan olmak zorundadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur. “Ben ahlakın en güzelini, en iyisini tamamlamak için gönderildim.”der Peygamberimiz. O kendisinin diğer Peygamberlerle olan ilişkisini de şöyle tarif eder: “Bir bina düşünün, çok güzel bir bina yapılmış. Ama bir yerinde eksiklik var. Bakan, şurası da tamamlansa, diyor. İşte ben O’yum.” der. O, İslam binasını Hz. Âdem’den itibaren Peygamberler vasıtası ile insanlara sunulan güzel dini, tamamlamış onun tebliği ile birlikte din artık tamam olmuştur, mükemmel halini onunla almıştır.

“Yalan, toplumları felakete götürür”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) cennette bazı yerlere kefil olur. Buyurur ki: Cennetin kenar semtlerinde, köşelerinde bir eve, köşke kefilim. Lüzumlu lüzumsuz, kavgayı, gürültüyü, bazen haklı olduğu yerde bile terk eden insana sonra der ki ben cennetin ortasında bir eve, köşke kefilim. Yalanı terk edene, şaka bile olsa. Yalan, bizim toplumda önemsemediğimiz büyük bir günahtır. Yalan, toplumları felakete götürür. Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de yalana dikkat çeker. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hep yalana dikkat çeker. Söylenmesi büyük günahlardandır. Bundan sonra Peygamberimiz bir şey daha söyler ben cennetin en üst kısmında bir eve kefilim: “Ahlak’ı güzel” olana. Çünkü ahlak güzel olduğu zaman orada inanç, amel, ibadet güzeldir. Yani, hayatın dışa bakan, zahiri yönleri güzeldir. Onun gibi içi de ahlakı da güzeldir. Hucurat suresinde Cenab-ı Hak bize bazı konularda talimatlar veriyor. Buyurur ki Cenab-ı Hak Hucurat suresinin 6. ayetinde: “Ey iman edenler! Fasık, -yani dini hayatı itibari ile düzensiz, farzları yerine getirmeyen, haramları işleyen insanlar- birisi size haber getirdiği zaman araştırın ki bilmeden bir kavme karşı haksızlık yapmayasınız, daha sonra da yaptığınıza da pişman olmayasınız. Bugün insanlar, kolaylıkla yalan söyleyebiliyorlar ve o yalanı duyanlar da doğrudur diye onun üzerinden araştırma yapmadan yorum yapmaya, onu uygulamaya geçiyorlar.

“Bugün farklı yollarla itibarsızlaştırma ile karşı karşıyayız.”

Yine Cenab-ı Hak, Hucurat suresinde 11. ayet-i kerimede “İçinizden birileri bir başkasını alaya almasın.” buyuruyor. Bugün insanları itibarsızlaştırma yolundan birisi de olarak da “alay” kullanılıyor. En itibarlı insanlar bile alaya alınıyorlar, hafife alınıyorlar, onların üzerinden fıkralar üretiliyor onların üzerinden yalanlar üretiliyor, onların itibarsızlaştırılması sağlanıyor. Yine Cenab-ı Hak buyuruyor ki: “Ey İman Edenler! Zandan kaçınınız. Zandan yani tahmini kararlar vermekten kaçınınız. Bilmediğiniz işin peşine düşmeyiniz, diye başka bir ayet daha vardır. Tecessüste bulunmayın. Bir Müslüman bir başkası için ne ediyor, ne yapıyor, şuraya mı geldi vs. insanların gizli hallerini, özel hayatlarını araştırmayın, karıştırmayın. Birbirinizi gıybet etmeyin, dedikodu yapmayın Gıybetin ötesinde bir şey de iftiradır. Peygamberimize gıybet üzerine bir gün sorarlar. Efendimiz, “söylediğimiz husus o kardeşimizde varsa o doğruyu söylüyorsa gıybet olur, yoksa iftira olur.” buyurur. Allah iftiradan korusun Rabbim gıybetten korusun Rabbim başkasının hakkına hukukuna girmekten muhafaza eylesin. Hatta devamında sizden birisi, ölü kardeşinin etini yemeyi ister mi, bu hoşuna gider mi? Gitmez. Öyle ise Allah’tan sakının Allah tövbeleri kabul edendir. Buyurulur.

“Peygamberimiz önümüzde bir muallim, öğretici ve rehberdir.”

Peygamberimiz (s.a.v.) önümüzde bir örnektir. Kur’an-ı Kerim, Allah tarafından gönderilmiş Peygamberimiz tarafından bize tebliğ edilmiştir. Peygamberimiz, kendisinin aynı zamanda muallim, öğretici olarak gönderildiğini ifade eder. Kur’an’ı tebliğ etmiş, hayatıyla yaşamış, bize yön vermiş, ışık tutmuştur. Onun getirmiş ve tebliğ etmiş olduğu Kur’an-ı Kerim dipdiri ayaktadır, önümüzdedir,  rehberimizdir. Kendisi de bizzat bu Kur’an-ı uygulayarak bir rehber olarak önümüzde bulunuyor. Cenab-ı Hak onun yolundan gidenlerden eylesin. Rabbim dünyaya sulh ve sükûn huzur nasip eylesin. Cenab-ı Hak böyle güzel ortamlarda hep namaz ile, ibadet ile bir arada olmayı iyiliklerde yardımlaşmayı, güzellikte yardımlaşmayı nasip eylesin. Âlem-i İslam’a ve bütün dünyaya Rabbim huzur nasip eylesin. Emin peygamberin ümmetine, emniyet nasip eylesin. Birbirine güvenen, birbirine ve emanete sahip çıkan ümmetler nasip eylesin. Rabbim gelecek neslimizi de bizden daha hayırlı eylesin.

Cemaatin iştirakinin fazla olduğu programa, İstanbul’un ünlü hafızlarının Kur’an-ı Kerim tilavetleri, mevlid-i şeriften okunan bahirler ve Şişli Müftülüğü Tasavvuf Musikisi Korosu’nun okuduğu ilahiler de ayrı bir renk kattı.

Program, Beyoğlu İlçe Müftüsü Aydın YIĞMAN’ın yaptığı dua ile sona erdi.

Fotoğraflar

Dilek Web Hosting Dilek Web Hosting