Faaliyetler

“Kızlarımız ve genç hanımlar için Hz. Fâtıma Ne Güzel Örnektir…”

 

13.10.2014

“Camiler ve Din Görevlileri Haftası” İstanbul Küçükçekmece Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde düzenlenen açılış programıyla başladı.

Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran,  Başkanlık olarak her yıl ‘Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nda bir tema belirlediklerini ifade eden İstanbul Müftüsü Yaran, “Kızlarımız ve genç hanımlar için Hz. Fâtıma da ne güzel örnektir.” dedi.

İnanan insanın, inandığı gibi yaşama ihtiyacı bütün ihtiyaçlarının önünde gelir ve bu ihtiyacın önemini ancak inananlar hissedebilir. Müslüman birey için günde beş vakit namaz görev olmanın yanında aynı zamanda bir ihtiyaçtır. Müslüman beş vakit namazın dışında da Allah’ın huzuruna çıkmak, O’nun huzurunda huzur bulmak ister. Beş vakit namazın tek başına kılınması caiz ise de cemaatle kılınması esastır ve daha faziletlidir. Cuma ve bayram namazı mutlaka cemaatle kılınır. Bütün bunlar Müslümanların cemaatle veya tek başına namaz kılacakları bir mekâna ne kadar ihtiyaç duyduklarını gösterir. Mescitler ve camiler bu ihtiyaçtan doğmuş mekânların adıdır. Mescitler ibadet mekânı olduğu kadar aynı zamanda Müslümanların bir araya gelerek birbirlerinin kardeşi ve velisi olduklarını hissettikleri yerlerdir. Peygamber Efendimiz zamanında önemli bir eğitim kurumu olan mescitler, günümüzde de bu görevini vaaz ve hutbelerle, cami dersleriyle, yaz Kur’an Kurslarıyla bir yaygın eğitim kurumu olarak devam ettirmektedir. Yaz Kur’an Kursları sayesinde camilerimizle ve cemaatimizle tanışan, kaynaşan çocuklarımız ve gençlerimiz bu irtibatlarını ömür boyu sürdürmektedir.

Bir dünya başkenti olan İstanbul, dünyadan çok sayıda ziyaretçi ağırlamakta ve bunların önemli bir kısmı başta Sultan Ahmet olmak üzere camilerimizi ziyaret etmektedir. Bu ziyaretlerin bir düzen içinde geçmesi için bilhassa Büyükşehir Belediyesinin katkılarına minnettarız ve Sayın Başkana ve ekibine teşekkür ediyoruz. Osmanlı coğrafyasında yaşayan dindaşlarımızın ve akraba topluluklarının Türkiye’ye ve İstanbul’a ilgileri malumunuzdur. Büyüyen ve gelişen Türkiye, bu coğrafyadaki ilgiyi artırdığı gibi Avrupa’da, Afrika’da yaşayan birçok Müslümanın da ülkemizi ve şehrimizi âdeta keşfetmesini sağlamış, Müftülüğümüz yabancı heyetlerin öncelikle ziyaret etmek, Türkiye’deki Diyanet teşkilatını tanımak istediğini vurgulayan Müftü Yaran, “Cami ve Gençlik” konusunu neden önemli olduğu konusunda şunları söyledi;

İslam tarihinde ve Peygamberler tarihinde gençlere örnek olacak çok sayıda şahsiyet vardır:

Kur’an içinde yaşadığı toplumun yanlışlarını söyleyen Hz. İbrahim’den “bir genç” olarak bahseder. (el-Enbiyâ, 21/60)

Hz. Yusuf, iffet timsali bir gençtir. O aynı zamanda “iffet”in sadece kadınlara ait bir ad veya nitelik olmadığını erkeğin de iffetli olması gerektiğini göstermiştir.

Uhud şehitlerinden Mus‘ab b. ‘Umeyr kültürlü bir Müslüman genç için ne güzel örnektir. Zengin bir ailenin ferdi olarak dünyaya gelen ve bu varlıktan yararlanan genç Mus‘ab, İslam’dan ve Müslümanlardan haberdar olunca İslam’da huzur bulmuş ve Peygamber Efendimiz (s.a.s) tarafından Birinci Akabe biatının ardından İslam’ı anlatmak üzere Medine-i Münevvere’de görevlendirilmiştir. O, diyanet personeli ve öğretmenler için ne güzel örnektir. Medine-i Münevvere’de genç yaşına rağmen İslam’ı başarı ile temsil etmiş, İslam’ı onlara öğretmiş ve ertesi sene İkinci Akabe Biatına 75 kişi ile gelmiştir.

Ya “Melekler tarafından yıkanmış” anlamında “Gasîlü’l-melâike” lakabı ile anılan Hanzale b. Ebû Âmir! Daha evliliğinin ilk gecesinde Mekkeli Müşriklere karşı durmak için Peygamberimizin Uhud’a gittiğini duyunca hemen evden çıkıp Uhud’a koşan ve orada şehit olan Hanzale. Ve onun eşi ile yarım gece beraber olduktan sonra dul kalan genç hanımı Cemile. O gece hamile kalıp vakti gelince oğlu Abdullah’ı dünyaya getiren, büyüten Cemile. Yezîd b. Muâviye’ye karşı Medine halkının biat ettiği Abdullah, Hanzale’nin Cemîle’den olma bu oğludur.

Peygamberimizin amcasının oğlu ve damadı Hz. Ali! Hicret gecesi o yatmıştı Peygamber Efendimiz’in evinde ve yatağında ve bu sayede Müşrikler Peygamberimizi evde sanmışlardı. Peygamber Efendimiz’in onun hakkındaki övücü ifadeleri arasında “Ben ilim şehriyim ve Ali o şehrin kapısıdır” şeklindeki rivayet ne kadar iltifat edici ve Hz. Ali ilim yolcusu gençler için ne güzel örnektir.

Yine hicret yolculuğundan bir örnek. Bu sefer genç bir hanım. Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ. Hicret hazırlığı yapan Hz. Peygamber’in ve Hz. Ebu Bekir’in sırlarını kendisinden gizlemeyecek kadar güvendikleri kadın. Esmâ kız kardeşi Âişe ile birlikte bir torbaya azık ve bir kırbaya da su doldurmuşlardı ama torba ve kırbanın ağzını bağlayacak bir şey bulamıyorlardı. Çözüm Esmâ’dan geldi. Kuşağını çıkardı ve ikiye bölüp her bir parçası ile birini bağladı. Bunun üzerine kendisine iki kuşaklı anlamında “zâtü’n-nitâkayn” dendi.

Hz. Esmâ gibi kardeşi ve Peygamber Efendimizin muhterem zevcesi Hz. Âişe de bilhassa ilim yolundaki genç kızlarımız ve kadınlarımız için güzel bir örnektir. En çok hadis rivayet eden sahabiler arasında sayılan Hz. Âişe aynı zamanda fıkıh melekesine de sahipti. Peygamber Efendimiz son nefesini onun kucağında vermişti.

Kızlarımız ve genç hanımlar için Hz. Fâtıma da ne güzel örnektir.

Peygamber Efendimizin en küçük kızı olmasına rağmen “Babasının annesi” denecek kadar vakur, olgun ve ağırbaşlıydı. Babası ona “Cennet kadınlarının hanımefendisi” olacağı müjdesini vermiş ve buna sevinmişti.

Önünüzde örnek alacak daha nice şahsiyetler var. Hz. Ebu Bekir’in vakar ve sadakati, Hz. Ömer’in hikmet ve adaleti, Hz. Osman’ın hilm ve sehâveti, Hz. Ali’nin ilim ve şecaati size yol göstersin. Peygamber Efendimiz, onun sünnet-i seniyyesi, ailesi, ehl-i beyti ve tabiî ki en başta Kur’an-ı Kerim kılavuzunuz olsun. Zamanı iyi okuyunuz ve şartları iyi değerlendiriniz.

Sevgili gençler!

Bâliğ olduğunuz yani biyolojik gelişiminiz itibariyle anne veya baba olacak seviyeye geldiğiniz andan itibaren İslam ümmetinin sorumlu bireylerisiniz. Kendinizi asla çocuk veya küçük görmeyiniz. Size kurulan tuzaklara aldanmayınız ve onları boşa çıkarınız. Merhum Şair Arif Nihat Asya her birinizi muhatap aldığı şiirinde şöyle haykırıyor:

Yüzüne çarpmak gerek zamânenin fendini!

Göster: kabaran sular nasıl yıkar bendini!

Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini!

 

Şu kırık âbideyi yükseltecek taştasın

Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın

Kanun karşısında çocuk sayılabilirsiniz fakat biliniz ki Allah’a karşı sorumluluğunuz buluğ andan itibaren başlar. Daha önceden de anne babalar çocuklarını gençliğe, sorumluluk yüklenmeye hazırlarlar. Gençlik bir daha yaşanması mümkün olmayan fırsatlar mevsimidir. Peygamber Efendimiz kıyamet günü Allah’ın gölgesinden istifade edecek yedi sınıf sayar ve bunlardan birisi de “Rabbine ibadet/kulluk içinde yetişen genç”tir. Diğer altı sınıf da şunlardır: Adaletli devlet başkanı/yönetici, kalbi mescitlere tutkun insan, birbirini Allah için sevenler, itibarlı ve güzel bir kadının teklifine Allah korkusuyla “Hayır” diyebilen insan, gizli sadaka veren, tek başına iken Allah’ı hatırlayarak gözyaşı döken. Bu altı sınıftan biri olma imkânı gençlikten sonra da ele geçebilir ama gençlik bir daha ele geçmez. Onun kıymetini iyi bilmek gerekir. Zaten Peygamber Efendimiz de nasihat ettiği bir şahsa “yaşlılıktan önce gençliğinin kıymetini bil” demiştir. Gençlik aynı zamanda sorumluluk çağıdır. Onun için kıyamet günü her insana “gençliğini nelerle geçirdiği” sorulacaktır.

İslam dini insanın akıl ve ruh sağlığına, beden sağlığına büyük önem verir.

Onun için aklı geçici bir süreyle de olsa devre dışı bırakan sarhoş edici içkiler yasaklanmıştır. Alkollü içeceklerden ve her türlü uyuşturucudan uzak durmalısınız. Alkol ve uyuşturucuya başlama yaşı her sene biraz daha aşağıya çekilmekte, vicdanları uyuşmuş uyuşturucu tâcirleri sizin üzerinizden rant sağlamaktadır. Sizin için bir başka tehlike sigara ve her türlü tütün mamulüdür. Kendinizi bu bağımlılık yapıcı, kontrolünüzü kaybettirici maddelerden koruyunuz. Huzuru böyle zararlı maddelerde değil camilerimizin sıcak ortamında, ilmin şefkatli kollarında, kütüphanelerin ve kitapların arkadaşlığında bulabilirsiniz.

İyi yetişmiş, İslamî terbiye almış gençlik vatanını sever, insanı sever, hayvana merhamet eder, yıkıcı değil yapıcı olur. Sahip olduğu imkânları Allah yolu dediğimiz iyi işlerde kullanır. Hayatında helal-haram anlayışı etkin olur. Yalan söylemez. Dengeli ve ölçülü, dürüst bir hayat yaşar. Farklı görüşleri dinler, medeni ölçüler içinde tartışır, kimseyi ötekileştirmez. Böyle bir gençlikten kimseye zarar gelmez. Onun için cami ibadet mekânı olduğu gibi aynı zamanda kardeşlik ve dostluk mekânıdır. Üniversite gençliğimizin mescid ihtiyacını ve talebini karşılamak üzere adımlar atılması ülkemizin geleceği adına sevindiricidir. Yine büyük bir gençlik kitlesini bünyesinde barındıran ve eğiten asker ocaklarında eskiden beri Kışla Camisi olması ve isteyenlere Cuma dâhil namazlarını edâ imkânı sağlanması mâzimize ait olumlu tutumlardır. Üniversite gençliğimiz gibi Üniversite öncesi gençliğimiz de ibadet yeri talep etmektedir. Geçmişte namaz için camiye giden öğrencileri rencide edici, ötekileştirici, suçlu gibi teşhir edici yayınlara yer verilmesi yanlış olmuştur. Son zamanlarda namaz kılan öğrencilerin merdiven altlarına, izbe ve temiz olmayan mekânlara mahkûm olmaktan kurtarılması, okullarda namaz kılmak isteyeler için mescit adı altında mekân tahsisi edilmesi memnuniyet vericidir. Ancak Cuma namazı için problem devam etmektedir. Öğrenci, öğretmen, memur veya işçi isteyen herkese Cuma namazını rahatça edâ etme imkânının sağlanması, çalışma ve ders saatlerinin buna göre düzenlenmesinin yararlı olacağına inanıyoruz. Medeni toplumlara yakışan budur. Avrupa’da da bilhassa bayram günleri Müslüman işçilerin bayram namazına katılmalarını sağlayıcı ayarlamalar yapıldığını biliyoruz.

Gençlik gibi çocuklarımız da değerlidir ve onların eğitimi, doğru bilgi ile donanmaları, dinler ve İslam dini hakkında bilgi sahibi olmaları, bu bilgilerin onlara pedagojik yöntemle ehil kimseler tarafından verilmesi önemlidir. Bu ölçülere uygun olarak ortak ders durumundaki Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi yanında seçmeli ders olarak Kur’an-ı Kerim, Siyer ve Temel İslami Bilgiler derslerinin Haftalık Ders Çizelgesinde yer almasını son derecede faydalı buluyoruz. Çoğunlukla Kur’an Kurslarımızda verilen hafızlık eğitiminin örgün eğitim kurumlarıyla uyumlu bir şekilde mevzuatta yer bulması çocuklarına bu eğitimi vermek isteyen velilerimiz tarafından sevinçle karşılanmıştır.

Sözlerimi bitirirken şu hususları ayrıca vurgulamak istiyorum. Ülkemizde son senelerde farklı bir mahiyette sergilenen ve yakın zamanda tekrar şahidi olduğumuz yakma, yıkma, korkutma, sindirme, yaralama, öldürme olaylarını asla tasvip etmiyoruz ve milletimizin çoğunluğunun gösterdiği sağduyulu duruşu takdirle karşılıyoruz. Demokratik ve meşru kanallarla iktidara tâlip olmayı vatandaşlarımız ve partilerimiz için alkışlanacak bir tutum olarak görüyoruz. Fakat meşru yolların dışında sahip olunmayan yetkiler kullanmaya kalkışmayı “tahakküm” olarak görüyoruz. Başta komşularımız olmak üzere İslam ülkelerinde var olan ve süren yangınlar yüreğimizi parçalıyor. Kime hizmet ettiğini, kimler tarafından yönetildiğini veya yönlendirildiğini bilmediğimiz oluşumlar karşısında birlik ve beraberliğimizi bozmadan ihtiyatlı ve dikkatli davranmayı, vatandaşlarımızı ve din kardeşlerimizi bu türden örgütlerden uzak durmaya davet etmeyi görev addediyoruz.

Diyanet Teşkilatı mensubu olarak görev yaparken vatandaşlarımız arasında ayırım yapmadığımızı, kendisini “Müslüman” olarak tanımlayan herkesi kardeş saydığımızı, “tekfirci” davranışları yanlış bulduğumuzu, Müslüman olmayan vatandaşlarımızla da iyi ilişkiler içinde olmayı ilke edindiğimizi bir daha duyurmak istiyoruz. Camilerimiz ve Kur’an Kurslarımızın kapıları herkese açıktır. Bunların tamamı Devletimizin ve Diyanet İşleri Başkanlığımızın düzenlemeleri istikametinde idare edilmektedir ve böyle devam edecektir. Bir camimizin cemaati veya bir Kursumuzdaki öğrenciler çoğunluk itibariyle bir “cemaat” mensubu da olsa cami ve kurs milletimizin hizmetinde “cami” yani birleştirici olarak faaliyet gösterecektir, bu ilkeden çoğunluğu teşkil eden cemaat mensuplarının da memnuniyet duyacağına inanıyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle şahsım ve bütün mesai arkadaşlarım adına hepinize teşekkür ediyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Haftamızın hayırlı ve verimli geçmesini, kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi pekiştirmesini Yüce Rabbim’den niyaz ediyor, O’na hamdimi, şükrümü, Peygamber Efendimize de salat ve selamlarımı arz ediyorum.

İstanbul Vali Yardımcısı Adnan Çakıroğlu da tüm katılımcıların Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı kutlayarak, camilerin İslam dünyası için önemini vurguladı.

Tasavvuf Müziği Konseri İlgiyle Dinlendi

Programda Kur’an Kursu öğrencisi 12 yaşındaki Muhammet Emin Uygun günün anlam ve önemine uygun yaptığı konuşmayla katılımcılara duygusal anlar yaşattı. Ezan okuma yarışmasında dereceye giren Şükrü Asıleren ve Davut Avcı isimli hafızlar çift ezan seslendirirken, İstanbul Müftülüğü İlahi Grubunun Tasavvuf Musikisi dinletisi de ilgiyle dinlendi. 

Programın sonunda din görevlilerine protokol üyeleri tarafından başarı belgesi verildi. Program toplu fotoğraf çekiminin ardından son buldu.

Fotoğraflar

Dilek Web Hosting Dilek Web Hosting